Beypazarı Gezimiz
Beypazarı Gidince
Beypazarına hep gitmek isterdim. Gümüş çok severim hele yüzüklere bayılırım. Gidip şöyle değişik güzel yüzükler takılar alasım vardı.
Herkesin bildiği gibi aslında gümüş orada değil dışarıdan gelip işlenen küçücük bir kasaba Beypazarı.
Türkiye'deki havuç üretiminin %60-65 kadarı burada yetiştiriliyormuş.
Alaaddin sokak olarak da bilinen tarihi bir çarşısı var.
Dar bir yokuş boyunca devam eden ve Beypazarı halkının turist ve orayı görmeye gelenlere satış yaptıkları bir yer.
Sokağa ilk girdiğinizde size sattıkları ürünlerden ikram etmeye başlıyorlar. Herkesin çok sevdiği bol tereyağlı Beypazarı kurusu var.
Oraya kadar giderseniz mutlaka almalısınız diyeceğim bir lezzet.
Çay ile enfes oluyor. İsterseniz ufak paketlerde isterseniz kilo olarak da satıyorlar. Biz fırından sıcacık çıkmış olanına denk geldik. Nefisti nefis.
Alaaddin sokak da birkaç yerde yöre halkı kendi yetiştirdiği havuçları hemen sizin gözünüzün önünde soyup katı meyve sıkacağında sıkıp size ikram ediyorlar.
Havuç suyu pek sevmem ama yine de doğal ve güzeldi.
Beypazarı denince birde aklımıza 80 katlı baklavası gelir.
Baklavacının önünden geçerken sordum gerçekten 80 katlı mı dedim. Gelen cevap ilginçti
"Aslında o patent almak için yapılmış bir şey. Şuan bu çarşıda gördüklerinizin hepsi 50-60 katlı " dedi.
Hemen baklavasından ikram etti bize bir dilim istenirse istediğiniz illere de kargo yapılabiliyormuş.
Birçok baklavacı var. Araştırıp en güzel baklavası olan yerden belki sipariş verebilirsiniz.
Benim düşüncem ise ben beğenmedim. Baklayı yedikten sonra resmen boğazım yandı. Üzgünüm.
Çok büyük bir beklenti ile gittiğim bir yerdi Beypazarı beni biraz hayal kırıklığına uğrattı. Yemek yemek için önceden araştırmadan
belediyenin yeri olan Taş mektep isimli mekana girdik.
Tarhana çorbası, Güveç ve ayran sipariş ettik.
Tarhana çorbası bence harikaydı. Güveç için aynı şeyi söyleyemeyeceğim. Beypazarı Güveci daha çok etli pilav gibiydi.
Sosyal medyada paylaşınca bir çok mekan önerisi geldi. Keşke biraz araştırıp gitseydim dedim.
Yaprak sarmasını tattım o ise nefisti. Beypazarı ayrıca sodası ile de ünlüdür. Bilirsiniz Beypazarı sodası vardır.
Bir ara demişlerdi ki soda akan çeşmeler var onları görebilir tadabilirsiniz diye.
Maalesef buda bir efsane hatta fabrikayı gezmek istedik ona bile izin yoktu.
Tabi ki gezilip görülmesi gereken bir yer ama fazla bir beklenti içinde olmayın. :)
Beypazarına nasıl gidilir?
Ankara-İstanbul yolu üzerinde bulunan Sincan-Yenikent yol ayrımından devam edilerek, Yenikent istikametinden Ayaş-Beypazarı yoluna çıkılır.
Beypazarı;Ankara'dan 100 km, İstanbul'dan 320 km uzaklıktadır.
Öğrendiğim kadarı ile Etlik otobüs terminalinden saat başı otobüs ve minibüslerde kalkıyormuş.
Beypazarı'nda "Yaşayan Müze" isimli bir müzeyi ziyaret ettik. Müze için uzunca bir yokuş çıktık. Önce değer mi o kadar uzun yokuş derken içeri
girdiğimde evet gerçekten değdi dedim.
Kapıda çok tatlı bir bayan karşılıyor sizleri özellikle çocukların ilgisini çeksin diye masal kahramanı keloğlandan bahsedip müzenin içerisinde yapılabilecek etkinliklerden bahsediyor.
Rehber eşliğinde her katı gezip detaylar anlatılıyor.
Osmanlı zamanında nasıl bir mimari yapısını olduğunu o dönemlerde nasıl yaşandığına dair hayalinizde canlandırmanızı sağlıyor.
İşte bu müze bence mutlaka görülmesi gereken bir yer..
Beypazarı'ndan çıktıktan sonra rotamızı Zonguldak'a çevirdik. Navigasyona Zonguldak yazdık bize bolu üzerinden bir yer gösterdi.
Bu kısma kadar hiç bir şey yok. Taki bolu dağlarının bir kısmında telefon çekmeyene dek telefon çekmeyince navigasyon da şaşırdı tabi.
Yol o kadar uzadı ki otobanı bulana dek tam 6 saat geçti. Köy yollarında dön dön durduk.
Neymiş efendim bir daha bilmediğin yoldan değil bildiğin yoldan gideceksin.
Neymiş bildiğin yol en kısa yoldur. :)
Başka yol maceralarımda görüşmek dileğiyle
Sevgiyle kalın.
Yorumlar